Baldaki Şifa Mucizesi


1. Mucize İddiası

  • Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
    ”Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69) Bal, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde balın insan sağlığı açısından öneminden ötürü arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir sektör ve araştırma alanı olmuştur. Balın yararları genel hatlarıyla şöyle sıralanabilir:

    Kolayca sindirilir. (…)
    Süratle kana karışır; hızlı bir enerji kaynağıdır. (…)
    Kan yapımına destek olur. (…)
    Antimikrobiktir. (…)
    Antioksidandır. (…)
    Vitamin ve mineral deposudur. (…)
    Yaraların tedavisinde kullanılır. (…)

    Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi bal “şifa” yönü son derece güçlü bir besindir. Kuşkusuz bu da sonsuz kudret sahibi Allah’ın indirmiş olduğu Kuran’ın mucizelerinden biridir.


2. İddianın Geçersizliği

Mucize yalancılarının sunduğu gülünç iddialardan biri de yukarıya alıntıladığımız ”baldaki şifa mucizesi”dir. Dikkat ediniz, burada ”mucize” olarak adlandırılan balın özellikleri değil Kuran’da bunların geçiyor olmasıdır. Uzun uzun, bilimsel terimler kullanarak balın gıda özellikleri sıralanmış ve bu bilgiler ayetten çıkıyormuş gibi bir izlenim oluşturulmak istenmiştir. Oysa ayetten çıkan tek bilgi balın şifalı oluşudur.

Balın şifalı olduğunun henuz günümüzde tespit edildiğini, bunun da Kuran’da 1400 yıl önceden bildirilmiş olduğunu söylemek doğru olabilir mi? Balın tarihine baktığımız zaman 4000 yıl önceden şifasının bilindiğini ve hastalıklarda kullanıldığını görüyoruz.

Araştırmalar mağaranın duvarında bal toplayan kızın resminin 16 bin yıl önce yapılmış olduğunu göstermektedir. 7.000 Yıl önce orta Anadolu’da insanların planlı bir şekilde arıcılıkla uğraştığı bilinmektedir. Eski Mısırlılarda 4.000 yıl önce çok gelişmiş bir arıcılık kültürü mevcuttu. Yanı sıra günümüzde ilkel olarak yaşayan kabilelerin balın kutsallığına inandıklarını, dini törenlerde önemli yer verdiklerini izliyoruz. Hititlerin, Sümerlerin, Mısırlıların, Eski Yunanlıların, Romalıların ve daha birçok eski kültürün balı ilaç olarak kullandığını, tarihte ün yapmış hekimlerin her derde deva olarak kabul ettiklerini görmekteyiz. Hititlerin çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüzden 4000 yıl önce arıcılığı tanıdığını öğreniyoruz. Levhalardaki reçeteler Sümerler ve Hititlerin balı hastalıklarda kullandıklarını göstermektedir. Papyrus Smith’de balla hazırlanmış birçok reçeteyle karşılaşmaktayız. Piramitlerde ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri ve Kraliçe Hepçesut’un armasında arı bulunması Mısırlıların bala büyük değer verdiğini gösteren delillerdir. Romalı hekimler balın çok güçlü bir panzehir olduğuna inanıyorlardı. Mısırlı, YunanRomalı, ve Arap hekimler balı göz hastalıklarında kullanmışlardır. Hippokrates hava ve suyla eş değerli görüyor, tüm hastalıklara karşı kullanıyordu. Asklepiades ise ruhi ve sinirsel hastalıklarda kullanıyordu. Plinius, Dioskorides ve birçok hekimin çeşitli hastalıklara karşı yalnız bitkilerle karıştırarak veya şurup-merhem olarak da kullandıklarını görüyoruz.

bkz: Bal’ın Tarihi

Ayrıca: Geschichte der Biene (Almanca)

Bal, Muhammed’in yaşadığı dönemin Arap toplumunda da çok yaygındı. Hem şifa amaçlı yiyecek olarak kullanılırdı, hem de baldan türlü şerbetler yapılır ve içilirdi. Muhammed’in kendisi de birçok hadisinde baldan ve balın şifalarından bahsetmiştir. Kısacası Kuran’da balın ”şifalı” olarak vasıflandırılmasından herhangi bir mucize çıkarmaya çalışmak ancak okuyucunun zekâsına hakaret olarak adlandırılabilir.

Bütün bunların yanısıra balın bir de ”şifalı” olmayan yönlerini dikkate almak da gerekir.

Örneğin yukarda kısaltarak alıntıladığımız mucize yalanı metninde uzun uzun balın antibakteriyel özelliği vurgulanmış fakat önemli bir gerçek de bu arada hasıraltı edilmiştir:

Bal 1 yaşından küçük çocuklara niçin tavsiye edilmemektedir?
Nedeni balda Clostridium Botulinum bakterisinin bulunma ihtimalinin olması ve bu bakterinin bebeklerde “bebek botulizmi” denilen bir hastalığa neden olmasıdır. Bu bakterinin sporları çevremizdeki havada, toprakta, tozda ve ham tarımsal ürünlerde bulunmaktadır. Bu sporlar erişkinler ve çocuklardaki gelişmiş bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmezken 1 yaşından küçük bebeklerde bağırsak mikroflorasının yeterince gelişmemiş olmasından dolayı botulizme neden olabilmektedir.
=>Kaynak

Ayrıca günümüzün bilimi, halk arasında hala yaygın olan, balın şeker hastalarına (diabet) iyi geleceğine dair inanışın yanlış olduğunu da göstermektedir. Aksine balın her türlüsünün, hiç şeker katkısı olmayan, gerçek kara kovanlarda oluşan balın bile şekeri yükseltici etkisi vardır.

bkz.: Şeker Hastalarına Bal Uyarısı
ayrıca: Şeker Hastalığı ve Bal


3. Sonuç

Balın şifalı bir gıda olduğu henüz son yıllarda keşfedilmiş değil aksine zaten Kuran’dan çok önceki medeniyetler tarafından da bilinen ve kullanılan bir özelliktir. Günümüzün bilimi sadece bu şifa özelliğinin sebeplerini çözümleyebilmiştir fakat bunun yanısıra hiç de ”şifalı” olmayan etkilerini de bulmuştur.

Her halükârda Kuran’da balın şifalı olarak geçmesinin ”mucize” olarak adlandırılabilecek yanı yoktur.

Kaynak : http://www.mucizeyalanlari.com/baldaki-sifa-mucizesi/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: